e-POSTA : bilgi@hakanozgul.com.tr

Erişilebilirlik Çalıştayı

25–26 Şubat 2013 tarihlerinde, Ankara’da, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın, “Hareket Kısıtı Olanların Taşımacılık Hizmetlerine Erişimi Konusunda Paydaş Analizi ve İstişaresi Yapılmasına Yönelik AB Teknik Yardım Projesi” çalıştayına katıldım. Toplantının konusu adından anlaşılacağı üzere toplu ulaşım sistemlerinin fiziksel dezavantajlı bireylerin istifade edebileceği şekilde düzenlenmesi için yapılacak olan çalışmaların neler olduğu konusundaydı.

Toplu taşıma hizmetleri sunan ve bu hizmetleri alan tüm paydaşlar ve tüm sistemler toplantıya katılmıştı. Kara, hava, deniz, raylı sistemler ve yaya yollarının hem kent içi hem de kent dışı ulaşım paydaşlarının katıldığı toplantıda elbette belediyelerde yer aldı. Her bir ulaşım sistemi kent içi ve dışı olarak iki ayrı grupta (ki gruplar yaklaşık yirmişer kişiden oluşmaktaydı) çalıştaylar düzenlendi. İlk günde kara yolları ile kent içinde toplu taşıma ve ikinci günde ise hava yolları gruplarında yer aldım.

Karayollarıyla kent içi toplu taşıma çalıştayında belediyelerden; İstanbul, Ankara, İzmir, Denizli, Kayseri, Gaziantep, Manisa gibi kentlerin yöneticileri bulundu. Bakınız size ilginç bazı rakamlar vermek istiyorum. Malumunuz üzere 2005 senesinde kamuoyunda özürlüler kanunu diye anılan düzenlemeye göre 7 yıl içinde tüm toplu taşıma sistemlerinin her kişi bakımından erişilebilir olması zorunlu tutulmuştu. Söz konusu sürenin dolmasına günler kala (07.07.2012) ve söz konusu sürenin uzatılmayacağı ifade edilmesine rağmen (aylar öncesinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakan’ı Fatma Şahin’in açıklamaları bu yönde idi) 1+2 yıl şeklinde yasanın verdiği süre uzatıldı. Şu günlerde yeni düzenlemenin verdiği sürenin dolmasına yaklaşık dört ay kaldı. 2005 senesinden bu yana çalışma yapan ve yapmayan belediyelerden birkaç örnek sunmak istiyorum ki her dem sözde baş tacı edilen engelli bireylere verilen değeri göz önüne koyalım:

Kayseri: 512 toplu taşıma aracı var ve bunlardan 386’sı Özel Halk Otobüsü, 126’sı ise Belediye Otobüsü’dür. “Erişilebilir otobüs bulunmamaktadır.” Mazeretleri mi? Çok açık: “Para yok”, imar sistemi uygun değil” zihnen hazır değiliz”. Duraklarda ise şu ana kadar hiçbir çalışma yapılmamış.

Denizli: Kent içi ulaşımının %60’ı minibüslerle sağlanıyor ve erişilebilir değil. 107 adet otobüsün ve kaldırımların sadece %10’nu erişilebilirmiş.

İzmir: 1367 otobüsün 780’ni engelli bireylerin erişilebilirliğine uygun 587’si ise değil. Durakların rehabilitesi ise yapılmamış.

Manisa: 2011’den bu yana İmar Komisyonu erişilebilir olmayan hiçbir yapıyı onaylamıyor. Erişilebilirlik üzerine bir komisyon kurulmuş ve şu işler tamamlanmış. 3500 metre hissedilebilir yüzey çalışması, sesli sinyalizasyon ve toplamda mevcut olan 168 otobüsün tamamı engelliler bakımından erişilebilir hale getirilmiştir.

İstanbul ve Ankara’nın durumunu hepinizce malum.

Belediyelerin şikâyetleri şunlar oldu: Paramız yok, imar yolları sıkıntılı, kültür gelişmedi, bilgimiz sınırlı ve standartlar net değil.

Toplantıda yaklaşık 6–7 dakikalık bir konuşmam oldu.

Manisa ili küçük şehir, Ankara, İstanbul, İzmir ve Kayseri ise büyük şehir belediyesidir. Manisa sunum yaparken büyük şehir yöneticilerinin başları öne eğilmedi. Festival yapmaya, konser vermeye ve belediye başkanlarının altında son model makam arabaları almaya para bulan belediyelerin engelli bireylerin için para bulamamaları inandırıcı olmaktan uzaktır. 90 yıllık Cumhuriyet tarihinde engelli bireylerin için ayırmadığınız bütçeyi şimdi artık kullanmak istiyoruz. Mesele maddi kaynaklardan ziyade zihniyet devrimidir ve bu devrim yapılmadan erişilebilirliği çözmek mümkün değildir.

Hava yollarında da ilginç tartışmalar yaşandı ancak bu hususa başka bir yazımda değinmek istiyorum.Yine toplantıya ilişkin aslında daha birçok husus var anlatacağım ancak onlara da başka yazılarımda değinmek istiyorum.

Yukarıda da anlaşılacağı üzere belediyeler engelli bireylerin ulaşım hizmetlerinden yararlanabilmesi için nitelikli bir eylem içinde olmaktan uzaktadır. Üstelik erişilebilirliği sadece rampa ile sınırlamaktalar ya da öyle anlıyorlar.

Ulaşım hizmetlerinin erişilebilir olmaması başta eğitim ve istihdam olmak üzere tüm temel haklara kavuşmayı mümkün kılamamaktadır. Eğitim ve istihdama katılamayan engelli bireylerin toplum içine izole olmadan katılabilmeleri de mümkün olamıyor. Basitmiş gibi algılanıyor ya da önemsenmiyor ama ev içinde hiç dışarı çıkmadan kaç gün kalabilirsiniz?

Hakan Özgül
11.03.2013

Yazar Hakan Özgül