e-POSTA : bilgi@hakanozgul.com.tr

Hayri Baraçlı’ya Selam Ediyorum

Hiç unutmuyorum, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İ.B.B.) koordinasyonunda ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla üç haftada bir İ.B.B. Zeytinburnu Sosyal Tesisleri’nde saat 10.00 ilâ 12.30 arası; İstanbul’un erişilebilir bir şehir olabilmesi için toplantılar yapılıyor, tasarımlar tartışılıyor, planlar masaya yatırılıyordu. O zamanlar malumunuz erişilebilirlikle ilgili Kanun’un tanıdığı 7 yıllık sürenin uzatılmayacağı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin tarafından defaten deklare ediliyordu. Yine malumunuz Kanun’un tanıdığı sürenin bitimine günler kala iktidar partisinin oylarıyla süre 1+2 yıl şeklinde uzatıldı. O dönemde yapılanları burada anlatmayacağım zira başka bir meseleye dikkat çekmek istiyorum. Bu arada Kanun’un tanıdığı süre uzatıldıktan sonra o toplantılar da yapılmaz oldu ve bürokratlarda da büyük bir gevşeklik meydana geldi. Sahayı yakından izleyen bir dostum o toplantılar için şöyle söylemişti: “Yapılan toplantılar; tamam, farkındalık ve bilgilendirme için yapılmakta ama bu zahiren. Gerçekte amaç, zaman tüketmek ve özellikle sivil toplum kuruluşlarını sorunun bir parçası haline getirmektir”. O dönemde dostuma karşı çıkmıştım. Şimdi ise O’na haksızlık yaptığımı düşünüyorum.

O toplantıların birçoğuna katılmıştım ve 21 Temmuz 2011 tarihli toplantı “İ.E.T.T.” gündemiyle gerçekleşmişti. Toplantıya kurumun genel müdürü Hayri Baraçlı ve ekibi de katılmıştı. Toplantıda Onlar yaptıklarını bizler de sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri de beklentilerimizi anlatmıştık. Konu en nihayetinde Metrobüs’e gelmiş, yeni yapılan Avcılar-Beylikdüzü etabı hakkında söylenen ve verilen sözler havada çarpışmıştı. Beylikdüzü Metrobüs projesi özellikle niyet ortaya koymak bakımından önemli bir sınav olacaktı. Söylenene göre yeni yapılan tüm istasyonlar ve geriye dönük diğer istasyonlar da peyderpey erişilebilir olacaktı. Hakikaten de imalatları yakından izlediğimizde yeni yapılan istasyonlarda asansörlerin yapıldığını gördük. Umutlandık ama umutlarımız kısa sürede yerini hayal kırıklığına bıraktı. Tıpkı İstanbul Üniversitesi’nin Avcılar Yerleşkesi önünde yapılan dört adet asansör gibi yeni imal edilen metrobüs istasyonlarının asansörleri de çürümeye terk edildi. Kabahatli arasanız kesinlikle bulamazsınız zira İ.B.B., İ.E.T.T.’ye, İ.E.T.T. ise suçu İ.B.B.’ye yöneltmektedir. Mesela İstanbul Üniversitesi’nin Avcılar Yerleşkesi önünde yapılan ve o çürüyen dört adet asansör kamu zararı değil midir? Sorumluların yanına hep kâr mı kalacak bu tutum ve davranışlar? Yine başka bir örnek; malumunuz Metrobüs Beylikdüzü’ne uzayacak diye Avcılar’da beş sene önce yapılan ve yapımı için 37 milyon TL harcanan tünelin üstü bir güzel kapatılarak gömülmüştü. Hayır, onları planlayanlar da rahat yaşamlarına devam ediyor.

Genel Sekreterlik görevini sürdürdüğüm Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği (TOHAD) 2009 senesinde Metrobüs’ün erişilebilir halde inşa edilmesi gerekirken aksi yönde imal edilmesinden dolayı İ.B.B. aleyhinde İstanbul İdare Mahkemesi’ne dava açmıştı. İ.B.B.’nin savunma özeti ise “alternatif araçlara binsinler, kaynak yok” şeklindeydi. 2010 senesinde İstanbul 2. İdare Mahkemesi 2010/258 sayılı kararında yapılan imalatın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ifade ederek TOHAD’ı haklı bulmuştu. Davayı İ.B.B. Danıştay’a taşıyarak itiraz etti ve dava halen Danıştay’ın önünde beklemektedir.

Tüm bu olanlardan sonra artık İ.E.T.T.’nin iyi niyetli olmadığına kesinlikle inanıyorum. Ne duraklarını ne şoförlerini ne de otobüslerinin tamamını rehabilite etmiştir. Yapılan çalışmalar ne yazık ki yoğurdun kaymağı misalidir. Asla bir bütünlük içinde organize olamıyorlar. Örneğin otobüsü erişilebilir alıyorlar ama şoförler içinde mevcut olan mekanizmayı kullanmayı bilmiyor. Mekanizmayı kullanmayı öğreniyorlar bu seferde durakların fiziki yetersizlikleri ortaya çıkıyor.

Buradan Hayri Baraçlı’ya selam ediyorum. Eğer ara-sıra kulakları çınlıyor ya da kızarıyorsa sebeplerinden biri itiraf ediyorum ki benim. Zira adını sıklıkla anıyorum ve O’nun için iyi dileklerimi gönderiyorum. O toplantıda; yapacağız, edeceğiz, halledeceğiz gibi ettiği vaadleri havada asılı kaldı. Söz verdi ve verdiği sözleri çiğnedi.

Bürokrasinin ve bürokratların bu kadar umut törpülüyor olması kabul edilemez. Engelli bireylerin yaşamlarını gasp etmeye ise hiç ama hiç hakları yok. Fakat ne hikmetse onların umut törpülemesi ya da hayatlarımızı gasp etmekteki cüret ve cesaretleri karşısında misliyle mukabele edemiyoruz. Toplumsal bir mücadele ortaya koyamıyoruz. Belki toplumsal mücadele ruhunu kazanabilirsek o zaman değişim gerçekleşebilir ve hayata daha umutlu ve mutlu bakabiliriz.

Hakan Özgül
19.05.2013

Not: Metrobüs hakkında Yılmaz Özdil’in 2011’de yazdığı yazıyı okumayanlar mutlaka bir göz atmalıdır. Yazıyı okumak için lütfen tıklayınız.

Yazar Hakan Özgül