e-POSTA : bilgi@hakanozgul.com.tr

Kızgın demir bilyeler boğazımızdan geçiyor

Eymen Bebek’i duydunuz mu? Henüz 8 aylık, dünyaya umut ile bakan kocaman bir yüreği ve pırıl pırıl gözleri vardı. Vardı diyorum çünkü o pırıldayan gözler bir daha açılmamak üzere kapandı. Sebebi ise söylenecek gibi değil ama söyleyeceğim. Sebebi, PARA. Batasıca PARA!

Eymen Bebek, SMA adında bir kas hastalığına sahipti. Çaresi 5 ay önce Birleşik Devletler’de bulundu ve FDA onayını aldı. Ancak ilaç çok pahalıydı ve onu alacak parası yoktu ailenin. Aile son bir umut ile valilik izniyle bir yardım kampanyası başlattı. Zira sosyal olan devlet, adı hukuk olan devlet ödemem diyordu. Parayı denkleştirmeye sadece 300 bin kalmıştı. Ama Eymen Bebek dayanamadı ne yazık ki. Nasıl dayansın ki? Bu kirli, bu puslu, bu vicdansız dünyanın karanlık yüzüne.

Böyle bir dünyada yaşıyoruz. Para yüzünden yaşamını yitirenler bir tarafta, birbirlerini öldürmek için savaş ekonomisine yatırılan trilyon dolarlar bir tarafa. Siz bir tarafa, biz bir tarafa. Biz mazlum, siz zalim.

Sinirlerim çok bozuk, evet. Canım fena halde sıkkın, evet. Zihnimden geçenleri kısıtlı olarak yazmaktan ise utanıyorum. Çünkü özgürce yazamıyor-çizemiyoruz. Kızgınlığımızı bile söyleyemiyoruz. Durum budur sevgili dostlar. Gelinen nokta; kutsal tapınağa karşı altın madeninin savaşı.

Şimdi bu ülkenin konuyla ilgili yöneticilerine ve ilacı bu rakamlardan piyasaya sunan firmaya sesleniyorum:

Eymen Bebek ve daha nicelerinin üstünde, yorgan diye kara toprak var, sayenizde.

Sayenizde boğazımız düğüm düğüm.

Sayenizde geleceğimiz karanlık.

Sayenizde ölüyoruz.

Allah size ne layıksa onu versin. O bebeklerin ebediyete gidişi bize dert, bize keder oldu. Varsa vicdanınız, o bebeklerin gülüşü de size dert, keder olsun.

Yazar Hakan Özgül