e-POSTA : bilgi@hakanozgul.com.tr

Muhtaçlık Sınırı Kaç Para?

İlk kez 1977 senesinde 41. Hükümet’in T.B.M.M.’den çıkardığı yasa ile hayat buldu. 2. Milliyetçi Cephe diye anılan Hükümet, Adalet Partisi, Milli Selamet Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin koalisyonu ile görevdeydi. Başbakan Süleyman Demirel, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Turan Feyzioğlu, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Alpaslan Türkeş idi. (Bkz Resmi Gazete’ye )

Çeşitli dönem ve zamanlar içinde, Kanun tam dokuz kez değiştirildi. Bunlardan biri 1992 senesine, diğer sekizi ise Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidar olduğu dönemde değiştirildi. Değişen yönetmelikleri (Kanun yönetmelik çıkarılmasını emreder) burada anmayayım.

İlk çıktığında amaç: 65 yaşını doldurmuş fakat herhangi bir şekilde geliri olmayan, kendisine kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan, iş görme ve çalışma gücünden mahrum olan ve muhtaçlığını kanıtlayan bireyler ile başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde malûl ve işe yerleştirilemeyen sakatlara aylık bağlanabilmesiydi. (Aylık diyorum zira Kanun da böyle ifade etmektedir. Bazıları buna maaş demektedir, fakat fevkalâde yanlış bir ifadedir. Zira maaş; üretim sürecine katılmaları karşılığında belli sürelerde yapılan ödemedir. Aylık ise; aydan aya bir kişinin geçimi için ödenen paradır. Birinde üretime katılma şartı diğerinde ise bu şart yoktur.)

Öte yandan “aylık” bağlanan bireylerin tedavileri ise Devlet Hastaneleri’nde ücretsiz yapılacaktı.

Kanunun amacı “sadaka dağıtmak” değil, sosyal devletin bir ödevi ve vazifesini ifa etmekten ibarettir. Binaenaleyh vatandaşlar bakımından da bu, bir “haktır”. Elbette söz konusu bu hakkın kullanımına yönelik bazı sınırlayıcı tedbirler, yine kanunun ruhuna aykırı olmamak şartıyla alınabilir.

2013 rakamlarına göre ilgili kanun (Bkz ilgili Kanun‘a ) kapsamına giren Türk Vatandaşları’na ödemeler şu şekilde yapılmaktadır:

— 65 yaşın üzerinde olan vatandaşlara aylık 125,00 TL ki üç ayda bir 375,00 TL şeklinde,

— % 40 ilâ % 69 arasında engelli olduğu belirlenenlere ayda 251,00 TL ki üç ayda bir 753,00 TL şeklinde,

— % 70 ve üstüde engelli olduğu belirlenenlere ayda 376,00 TL ki üç ayda bir TL 1.128,00 TL şeklinde aylıklar ödenmektedir.

Yazımıza konu olan husus ise; son yapılan yönetmelik değişikliği ile aylıkların alınmasının neredeyse olanaksız hale getirilmesini anlatmaktır. Daha önce evdeki toplam gelir ne olursa olsun aylığa talip kişinin geliri 119,00 TL’nin altında ise aylık ödenmekteydi. Yeni yönetmeliğe göre muhtaç ya da malül kişinin yaşadığı evde herhangi biri ücretli olarak çalışıyorsa (asgari ücret aldığını varsayarsak) ve o kişinin evinde yaşayan kişi sayısı toplamda altı veya daha az ise malül ya da yaşlılık aylığı almaları söz konusu olamayacaktır. Bir başka değişle evde fert başına düşen gelir 119,00 TL’den fazla ise malüllük ya da yaşlılık aylığı alınması olanaksız hale gelmiştir.

Yönetmeliği hazırlayanların düşüncesi neydi bilmiyorum ama mantığı sanırım şöyle kurmuşlar:

“Asgari ücret alarak yaşamını sürdüren altı kişilik bir ailede, fert başına yaklaşık 128,00 TL’lik bir gelir düşmektedir. 119,00 TL muhtaçlık sınırı olarak belirlendiğine göre, o halde malüllük ya da yaşlılık aylığı alınmasına gerek bulunmamaktadır.” Bu yaklaşımın sakıncaları şunlar olabilir:

— Asgari ücret alarak yaşamını sürdüren altı kişilik bir ailede, fert başına yaklaşık 128,00 TL’lik bir gelir düşmesi söz konusu değildir. Evin ortak giderleri düştükten sonra (örneğin kira, ısınma, yiyecek, giyecek vb) fert başına gelir dahi düşmeyebilir,

— Devlet, malül ya da yaşlı ve hiçbir geliri olmayan kişileri bir birey olarak görmemektedir ve malül ya da yaşlı kişileri mutlaka yanında yaşayan bireylerin insafına bırakmaktadır,

— Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın, “vekil maaşıyla geçinemiyorum” dediği hatırlanacak olursa, 119,00 TL’nin muhtaçlık sınırı olarak belirlenmesi bambaşka bir muammadır,

— Anayasa ile güvence altına alınan “sosyal devlet” nerede (gerçi zamanın başbakanlarından Tansu Çiller: “sosyal devleti yıktık” demişti).

Yönetmelikle sınırlama getirerek yapılmak istenen ise, bütçeyi kısmak ve belki de seçimlere az bir zaman kala yönetmeliği eski haline getirerek ya da getirme vaadiyle oy toplamak olabilir. Elbette bu olumsuz tabloya iktidar partisiyle organik bağı bulunmayan (ki çok nadirdir) engelliler alanında çalışan STK’lar (piknik ve tatil turu ayarlamaktan zaman bulurlarsa), engelli bireyler ve aileleri ve alanda çalışan aktivistler ile insan hakları alanında çalışan çeşitli birey ve kurumlar karşı çıkacaktır. Fakat buradan bir öngörümü paylaşmak isterim ki; eğer iktidar partisi bu hatasını telafi etmezse işte o zaman seçim anketlerinin ve tahminlerinin nasıl alt-üst olduğunu hep beraber göreceğiz.

Önemli iki hatırlatma;

1- Yukarıda anlattığım yönetmeliğin iptali için Türkiye Sakatlar Derneği Genel Merkezi Danıştay’da dava açtı. Davanın açılmasında öncülük eden ve alt yapısını hazırlayan Avukat Turan Hançerli’ye buradan selam olsun.

2- Yönetmelik düzenlemesinden önce aylık bağlananlar, yeni yönetmeliğin şartlarına uymuyorlarsa (yani hanede fert başına düşüne gelir 119,00 TL’den fazla ise) derhal bildirimde bulunmalıdır. Aksi halde hazine avukatları bu parayı faiziyle geri almak için çaba sarf edeceklerdir.

Hakan Özgül

15.04.2013

Yazar admin